IŞİD’Lİ ÇOCUKLARIMA MEKTUP!

Silah verdim 'Esed'le savaşın diye…

İş verdim, ekmek verdim aç-açıkta kalmayın diye…

Sınavsız üniversite hakkı verdim okuyun diye...

İstanbul’un en lüks otellerde ağırladım, tekmili birden hepinizi. Ne kadar komşu ülke varsa hepsiyle kanlı-bıçaklı oldum...

AB üyeliğini teptim… (Laf aramızda zaten işime gelmiyordu: demokrasi, laiklik, insan hakları deyip duruyor, başımın etini yiyorlardı. Fiilen ayrıldım aslında ama şimdilik bu konuyu konuşmuyorum. Başkan oluncaya değin bekleyin.)

Korudum sizi, 'bunların suçu yoktur, bütün suç Esed'in’ dedim… Türkiye'nin birliği-dirliği önemli değil, Türkiye bile önemli değil, önemli olan benim mezhebim, meşrebim, menzilim…

IŞİD'immmm, alnı secdeye değen kardeşlerimmm… Rabiaaaaam!

“Rabiaaam” dedim yıllarca!

Oysa; “vurmayın artık ölüyorum” diye bağıran, imdat isteyen Ali İsmail Korkmaz’ı, iftiralarımızdan hicap duyan arsınan ve kendi canına kıyan Ali Tatar’ın dramını ağzıma bile almadım.

Diyanet'i, eğitimi, üniversiteyi, milli eğitimi dönüştürdüm!

Beni size, sizi bana, Suriye’yi Türkiye’ye, Türkiye’yi Suriye’ye, Irak’a, Afganistan’a, Pakistan’a benzettim. Bütün laik kâfirlere savaş açtım… Ekmeklerini, aşlarını kestim; işlerini-güçlerini, düzenlerini tarumar ettim. Müfettişleri-savcıları üstlerine gönderdim, bürokrasiden, ordudan, devletten temizledim!

Anlı-şanlı generaller, medya patronları, yazar-çizer, rektörler, her gün hakaret eden MHP’ler, Bahçeliler önümde dört büklüm oldu; gelmeyenler Silivri’yi doldurdu!

Muhalif olanlara, olan-bitene, değişime itiraz edenlere karşı, önce birlikte olduğumuz eski ortağımı kullandım, sonra da “paralel” ilan ettim… Bütün kötülükleri Ona, bütün iyi şeyleri kendime mal ettim; canına okudum, ağzına s..m.

“16-25 Aralık” diyerek bağırdı durdu ama ulemadan fetva alarak ona da çare buldum… “Olsun” dedi bizimkiler; “olsun, sıfırlıyor ama iş de yapıyor, alnı secdeye değiyor” dediler…

İyidir bizim zihniyet… Allah’a tapar gibi görünür ama aslında Allah’a değil, güce ve paraya tapar. Bunu biliyordum, yanılmadım…

“Durmadım; yola devam” ettim;
Laik-demokratik devleti, medyayı, askeri, demokratik kitle örgütlerini tasfiye ettim! Demokratik Cumhuriyeti Sünni İslam Cumhuriyeti yaptım, canına ot tıkadım. Daha dün ‘Cuma genelgesi’ çıkarttırdım… “Gezi parkı” diyerek sokağa çıkanların bikaçını faili meçhul yaptım! Laikliği, demokrasiyi, Batı değerlerini, medeniyeti kazıyıp attım! Bu kavramları Anayasadan da çıkaracağım, hele biraz sabredin…

Bu ülkeyi Suriye’ye, Irak’a benzetip 'laikçileri' el kapılarında mülteci yapmazsam ne olayım!!!

Ben bunca şeyi yaparken, düşünürken siz ne yaptınız kardeşlerim; Suruç’u, Diyarbakır’ı, Ankara'yı, sonra İstanbul'u patlattınız! Böyle mi teşekkür edecektiniz bana; bu nasıl zihniyet kardeşliği; hani birlikte olacak; Irak, Suriye, Türkiye coğrafyasında birlikte egemen olacaktık, hani bana yardımcı olacaktınız?

Yerinizi, kimliğinizi, canlı bomba olacağınızı dahi biliyorduk yahu. Buna rağmen yakalayıp içeriye tıkmadık... ENSAR’cılara, İmam Hatiplerde, Kuran Kurslarında çocuklara tecavüz eden sapıklara bile bişey demedik, kıllarına helal getirmedik. Ya ne yaptık; bir gerekçe uydurup onların yerine cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe sahip çıkanları cezalandırdık!

Herkes size IŞİD derken, ben tutup; DEAŞ dedim…

‘Ne istediniz de vermedik, nankörler!’
20.10.2016

Murtaza DEMİR

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.