Gidiyorum işte…
 
Yağmur yağıyordu.
Ayrılmıştım onun yanından.
Biraz yürüdüm Antalya sokaklarında.
Islattı yağmur saçlarımı, gözlerimi…
Sonra eve gitmek için dolmuşa bindim.
Hava buğulu,
Buram buram hüzün rüzgârları esiyordu.
Trafik desen sıkışık.
Şoförde çok efkârlıydı belli.
O da dertliydi.
Hava onu da büyüsü altına almıştı.
Radyoda çalan şarkılar, ayrı güzeldi.
Hüzün gününe yakışan en hüzünlü aşk şarkıları…
Gözlerim daldı uzaklara, gökyüzüne…
Yağan yağmura…
Her şey öyle hüzün veriyordu ki.
Bir an gözyaşlarımı tutamayacağımı fark ettim.
O esnada radyoda öyle güzel şarkı çıktı ki.
Sanki bu anlar için bestelenmiş gibi...
  “- İçimde yılgın rüzgârların ayak sesleri,
      Sende daha yeni yeni kavak yelleri…”
Nilüfer’in bu şarkısı ile bir kez daha büyülenmiştim.
Çılgınca bir anda kaptırmıştım kendimi ona.
O da kendini bana kaptırmıştı.
Bir fırtınaya kaptırmıştık kendimizi.
Kaos.
Kendimizi bırakmıştık.
Fırtına bizi nereye sürüklerse, oraya kadar gittik.
Her şey çok güzeldi.
Gece gündüz birlikteydik.
Hiç ayrılmak istemedik.
Sürekli konuşacak bir şeyler bulurduk.
“Kelimeleri tükettik” desek de.
Yine, yeniden koyu bir muhabbetin içinde bulurduk kendimizi
Adını koyamıyorduk da bu ilişkinin.
Yasaktık birbirimize.
Ne sevgili olabiliyorduk.
Ne de arkadaş kalabiliyorduk.
Birbirimizi o kadar iyi anlıyorduk ki,
Bütün düşüncelerimiz aynıydı.
Aynı şeylere kızıyor, aynı şeyleri seviyor.
Aynı şeylere hüzünlenip,
Aynı hayaller içerisinde boğuluyorduk.
Kaybetmekten de korkuyorduk birbirimizi.
Ya kalplerimizi kırarsak…
Bir ileri adım atamıyoruz.
Olduğumuz yerde, olabildiğince deli yaşadık anları.
Hiçbir şey düşünmeden…
Kimseye aldırmadan.
Biz, karar vermiştik,
Ömür boyu gerçek bir dost gibi görüşecektik.
Ama anın büyüsü de, bizi çıkılmaz sokaklara sürüklüyordu.
Bir şeyler vazgeçmeliydik.
Ya ömür boyu dostluktan,
Ya da anın büyüsünden.
 
Bu gün bu, buluşmaya gelmeden önce karar almıştım.
Bir daha anın büyüsüne kapılıp da dostumdan olmak istemiyordum.
Peki ya bu buluşma?
Yine ana bırakıp tadını mı çıkarmalıydım.
Yoksa engel olmalı mıydım?
Karar verememiştim.
Yine akışına bırakıp, teslim ettim kendimi zamana…
Sonra “keşke” dememek için.
Şimdi bu kararı almakla içim rahat.
Dostum mu?
Onun bu düşüncelerimden haberi yok.
Belki o da aynı düşündü.
Bizim dostluğumuz için ondan gidiyorum işte.
Zaman bizi yok etmeden…
Şimdi o duygular sadece Nilüfer’in şarkısında,
Ve bir şiirde…
“Yasaklar içinde tanıdım ben onu! 
O bana YASAK ben ona TUTSAK...
Hayalimde elini tuttuğum anlarda bile ne kadar yakınsa, 
Bir o kadar uzak aslında...
Oysaki dönüş yok artık bu Aşk’tan. 
Bir kara sevda bu zordan ve yasaktan!
Ecel bile daha kolay onsuz olmaktan.
Çok severek düştüm ben bu Aşk’a...
Yanardağ olsa da gönül bahçeme. 
O bana YAĞMUR, ben ona TOPRAK...”
(şiir alıntıdır.)

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.