Geçen hafta perşembe günü ızdırap içinde çıktım işten bindim otobüse istirahte eve gideceğim aklımca,sancıdan pek etrafı görememenin acizliğiyle boş bulduğum bir koltuğa oturuverdim.Derken bir minnak el dürttü arkamdan "ıhhhhh" diye seslenerek.Döndüm, bir bücür asmış suratı Cihangir( benim 1 yaşındaki ufaklık) kadar var, yok...
"Noldu" dedim bebeği kucağında oturtan babaanneye...
- manzarasını kapattınız dışarı bakıyordu 
dedi...
Bücürün kaşlar çatık, minnak parmak sırtımı delecek, bastırıyor da bastırıyor...
Sancıya aldırmadan kalktım, onların ardındaki koltuk boş baktım oraya geçiverdim...
-Kusura bakmayın 
dedi babaanne dönerek 
- Estafurullah, ne kadarlık ?
- 1.5 yaşında...
Gülümsedim ki daha yüzümde asılıyken gülüş bir amca gelip benim kalktığım koltuğa oturuvermez mi? Bücür gene dürttü ama amca dönüp:
- Hııııı olmaz, sen kalk ordan...
dedi
derken o vakte kadar dikkatimi çekmeyen yan koltuktaki genç bayan aldı bebeği babaannenin kucağından karşı çapraza geçiverdi...
İçimden "ben böyleyim işte" dedi nefsim "hep karşıyı düşünürüm hiç sorumluluğu başkasına yükleyecek alternatiflere çalışmaz aklım..."
Babaanne döndü gülümsedi yüzüme, ızdırabımı bastırmaya çalışarak gülümsedim cevaben..
Biraz önceki bebeği kucağına alıp geçen genç hanımı bakışlarıyla işaret ederek, "bu da kızım" dedi "zihinsel engellidir..."
Şok oldum! 
- Hiç belli değil engeli maşaallah.Ben zihinsel engellilerle uzun süre çalıştım, tanırım ama hiç bu kadar iyi görünenini hatırlamıyorum!
- Eğitimli, çok emek verdim, çok zor günler yaşadık ama hayatımın en kıymetlisidir o, hiç bir şeye değişmem iyi ki benim kızım olmuş..
Bunları söylerken gözlerinin içi gülüyor...
Ağrı mı kalır nazanda sıcacık oluverdi içim ...Aklımdan geçenleri buraya yazıyla sığdıramam.Biraz sohbet ettik devam eden cümlelerde ne dese iyi?...
Sadece zihinsel engelli değil 14 yaşını zor görürsün dediler 24 yaşında şimdi karaciğer yetmezliği, böbrek rahatsızlığı da var...
- Aaa biliyor musunuz şuan böbrek sancısı çekiyorum işten çıktım istirah için eve gidiyorum ...
diyebildim şaşkınlıkla. 
Gülümsedi..İyi dinle o zaman ve bana dua et.Kızım, böbrekten ameliyat oldu ama "bu da çözüm değil" dediler "çok umut bağlamayın" ameliyatın ardından ben pes etmedim...Araştırdım, gilaburu suyu ve altın otunu tavsiye ettiler, kullandık.Doktorlar şoka girdi; tasvip etmiyoruz ama sen ne yapıyorsan devam et sonuçlar inanılmaz dediler.Çok şükür ondan sonra hiç böbrek sıkıntımız olmadı, sen de yap!
Tabi hemen dediklerini alıp başladım kullanmaya!
Şimdi bu hikayeden kaç ders çıkar sayın bakalım?
- anneler fedakardır
-dünya imtihan yeridir
-herkes kendi seviyesinden imtihan edilir
-umutsuzluk şeytanın, ümit galibin eşidir
- neyla karşılaşırsan karşılaş pes etme son gücüne dek inanacına sarıl ve devam et
- başkalarını düşünerek kendini ikinci plana atmak çok ta kötü değilmiş bekle ve rahmetine er
- tesadüf mü o da ne tevafuk varken ayıp be!
- elinde devleşen küçük sorunlar başkalarının sorunlarının gölgesinde şükür sebebin olabilir unutma!
-hayatına iyi bak; acılar görüntüyü kirletmesin, elinde şükre deyenlerin ışığı görmeyi bilirsen tüm ömrünü aydınlatmaya yeter!
...
Bunlar ilk aklıma gelenler ve daha niceleri saklı şu küçük anektotda, kim bilir siz neler buldunuz...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.